T24 Haber Merkezi
Gıda Perakendecileri Derneği, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı‘nın gündeme getirdiği tavsiye edilen tüketim tarihi ve son tüketim tarihi hakkında yazılı açıklamada bulundu. Açıklamada, “Son Tüketim Tarihi, özellikle hızlı bozulabilen ve insan sağlığı açısından risk oluşturabilecek ürünlerde güvenlik kriterini ifade eder. Bu tarihin geçmiş olduğu ürünler tüketilmemeli ve satışa sunulmamalıdır. Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi ise uygun saklama koşullarında ürünün kalite özelliklerinin en iyi şekilde korunduğu süreyi ifade etmektedir. Tavsiye edilen tüketim tarihi geçen ürünlerin ambalaj bütünlüğünün, tadının, kokusunun ve görünüşünün tüketime uygun bulunması durumunda ürünlerin tüketimi mümkün olabilmektedir” denildi.
Murat Ülker’den Bakan Yumaklı’nın gıda israfı açıklamalarına destek: Tavsiye edilen tüketim tarihiyle son tüketim tarihi karıştırılmamalı
Bakan Yumaklı, 5 Mayıs 2026 tarihinde bir soru önergesine verdiği cevapta, gıda israfının önlenmesi açısından “son tüketim tarihi” ile “tavsiye edilen tüketim tarihi” arasındaki farkın doğru anlaşılması gerektiğini vurgulamış, TETT’si geçmiş bazı gıdaların, güvenilir olması ve tat, koku, görünüş gibi özelliklerinde bozulma bulunmaması şartıyla piyasada bulunabileceği ve tüketilebileceğini söylemişti. Yumaklı, bu ürünlerin kontrol sorumluluğunun ise gıda işletmecilerinde olduğunu hatırlatmıştı. Yumaklı açıklamasında “son tüketim tarihi” konusunda ise STT’nin doğrudan gıda güvenliğiyle ilgili olduğunu belirterek, son tüketim tarihi geçmiş ürünlerin kesinlikle tüketilmemesi ve satılmaması gerektiğini vurgulamıştı. Dün ise Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ülker, gıda israfıyla mücadelede Yumaklı’ya destek vermiş, STT’nin “güvenlik”, TETT’nin ise “kalite” odağına vurgu yaparak doğru bilginin israfı önleyeceğini belirtmişti.
Gıda Perakendecileri Derneği de gündemde kendine yer bulan STT ve TETT arasındaki farkı açıklayarak tüketici ve üretilere uyarılarda bulundu. Derneğin açıklamasında şu ifadeler yer aldı:
“Gıda Perakendecileri Derneği (GPD) olarak, gıda ürünlerinde tüketim tarihi uygulamalarına ilişkin son dönemde gündeme gelen değerlendirmeler kapsamında; gıda güvenliği, tüketici bilgilendirmesi ve ekonomik etkiler açısından bazı hususlara ilişkin görüşlerimizi kamuoyuyla paylaşmanın önemli olduğunu değerlendiriyoruz.
Gıda ürünlerinde yer alan “Son Tüketim Tarihi” (STT) ile “Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi” (TETT) farklı anlamlar taşımaktadır.
Son Tüketim Tarihi, özellikle hızlı bozulabilen ve insan sağlığı açısından risk oluşturabilecek ürünlerde güvenlik kriterini ifade eder. Bu tarihin geçmiş olduğu ürünler tüketilmemeli ve satışa sunulmamalıdır.
Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi ise uygun saklama koşullarında ürünün kalite özelliklerinin en iyi şekilde korunduğu süreyi ifade etmektedir.
Tavsiye edilen tüketim tarihi geçen ürünlerin ambalaj bütünlüğünün, tadının, kokusunun ve görünüşünün tüketime uygun bulunması durumunda ürünlerin tüketimi mümkün olabilmektedir. Bu tarih, gıdanın güvenliğine değil, ideal kalite seviyesine işaret etmektedir. Dolayısıyla bu tarihin geçmesi, her ürün için gıdanın güvensiz ya da bozuk olduğu anlamına gelmemektedir. Ancak ürünün niteliğine göre saklama koşulları, ambalaj bütünlüğü ve ilgili mevzuat hükümleri her zaman belirleyicidir.
Uluslararası düzeyde de Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi (TETT) geçmiş ancak uygun saklama koşulları korunmuş ve güvenlik kriterlerini karşılayan ürünlerin değerlendirilmesi gıda israfını azaltmaya yönelik sürdürülebilirlik yaklaşımının bir parçası olarak ele alınmaktadır Ülkemizde de gıda kaybının azaltılması sürdürülebilirlik açısından önemli bir gündem maddesidir. FAO verilerine göre, Türkiye’de tarladan sofraya gıda kaybı her yıl yaklaşık 20 milyon tona ulaşmaktadır. Bu kayıpların azaltılması; doğal kaynakların korunması, sürdürülebilir üretim, gıda sistemlerinin verimliliği ve gıda fiyatlarında enflasyonla mücadele açısından önem taşımaktadır.
Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla, STT ve TETT arasındaki farkın daha anlaşılır şekilde anlatılmasının hem tüketici farkındalığına hem de gıda israfının azaltılmasına katkı sağlayacağına inanıyoruz.
Sektör olarak en temel önceliğimiz tüketici sağlığı ve gıda güvenliğidir. Yürürlükteki mevzuata ve bilimsel kriterlere tam uyum içinde; gıda güvenliği, şeffaflık, tüketici güveni ve sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda çalışmaya devam edeceğiz.”


