Bazı yiyecekler kişilere iyi hissettirir. Bunun nostalji ile bir ilgisi olabilir mi? Nostalji, bize teselli veren yemeklerde büyük rol oynuyor bu da, bizi rahatlatan daha sağlıklı yiyeceklere yeniden alışabileceğimiz anlamına geliyor.
Çoğu kişi çocukluğunda büyüdüğü evde pişen yemekleri yetişkinliğinde arıyor. Bazısı annesinin hazırladığı makarnayı özlerken, bazısı bayram sofralarına özel olarak yılda bir yapılan yemeklere özlem duyar.
Popular Science’ın aktardığına göre psikolog Joyce Brothers’ın 1966 yılında yayınlanan bir gazete yazısında ‘comfort food’ terimi ortaya atıyor. Yetişkinler, yoğun duygusal sıkıntı altındayken, ‘teselli yiyecekleri’ olarak adlandırılabilecek şeylere yönelirler; bunlar, annenin haşlanmış yumurtası veya meşhur tavuk çorbası gibi çocukluğun güvenliğiyle ilişkilendirilen yiyecekler olarak tanımlanıyor.

Brothers’ın zamanında, ve 90’lara kadarki yıllarda doğan kişilere göre çoğu rahatlatıcı yiyecek ev yapımı veya minimum düzeyde işlenmiş olurdu. Ancak aradan geçen yıllar içinde, gıda üreticileri, patates püresi, kek ve dondurma gibi sevilen yiyeceklerin uygun fiyatlı, yüksek oranda işlenmiş versiyonlarını üretmek için giderek daha gelişmiş teknolojiler kullanmaya başladılar. Kalori yükü fazla olan bu yiyeceklerin ve tuz, yağ ve şeker bakımından dengeli olmaması da artık günümüzün rahatlatıcı yiyeceklerini önceki nesillerinkine göre daha fazla tüketilebilir ve daha sağlıksız hale getiriyor.
Bilim ise daha sağlıklı ve daha az kalorili rahatlatıcı yiyeceklere giden yolu gösterebilir. Araştırmalar, bu yiyeceklerin etkilerinin büyük ölçüde psikolojik olduğunu gösteriyor. Bu nedenle beyninizi daha besleyici yiyecekler aramaya yönlendirebilirsiniz veya belki de hiçbir şey yemeden aradığınız rahatlığı bulabilirsiniz.
Modern dünyada her gün birkaç günmüş gibi hızlı yaşandığı için en sevilen rahatlatıcı yiyecekler ultra işlenmiş olanlar oluyor. Henüz yayınlanmamış bir çalışmada, UCLA’da psikoloji bilimcisi olan A. Janet Tomiyama, kendilerini “rahatlatıcı yiyecek tüketicisi” olarak tanımlayan 1.760 katılımcının en çok tercih ettikleri üç yiyeceği listeledi. Öte yandan UCLA Amerika’da Yeme Alışkanlıkları Çalışması’ndan elde edilen verileri inceledi.
Çalışma ekibi, katılımcılar tarafından listelenen 300 rahatlatıcı yiyeceğin yüzde 42,7’sinin ultra işlenmiş olduğunu buldu.
Burada örnek olarak makarna ve peynir ele alındığında her iki malzeme de az düzeyde işlenmiş ürünler olur ancak tüm makarna ve peynir çeşitleri evde yapılmadıkları sürece işlenmiş olarak sınıflandırılırlar. Bunun yanında ultra işlenmiş versiyonlar çok daha fazla işlendiği için daha kötü seçenekler olurlar. Bu gıdalar genellikle raf ömrünü uzatmak için tuz, yağ ve şekerle elde edilen ve normalde evdeki mutfağınızda kullanamayacağınız stabilizatörler, lezzet artırıcılar ve diğer maddeler içerirler.
Yoğun işlenmiş gıdalar ise genellikle hazırdırlar ve diğer aşamaları pas geçtiğiniz gibi pişirme gibi işlemler de gerekmez. Bu sebeple çoğu çalışan ebeveyn artık bu yiyecekleri tercih etmeye başladı.
Aşırı işlenmiş gıdaların tüketilmesi de daha kolay olarak bilinir çünkü daha az çiğneme gerektirirler. Yapılan işlemler gıdaların içeriklerinin doğal yapısını ortadan kaldırır, bu nedenle ürünler daha hızlı sindirilir.
Araştırmalar, bu tür gıdaları işlenmemiş veya minimum düzeyde işlenmiş gıdalara göre daha hızlı tükettiğimizi ve dakikada iki kat daha fazla kalori aldığımızı gösterir.
Bunun yanı sıra bilim insanları, aşırı işlenmiş gıdaların aşırı tüketimin ötesinde riskler taşıdığını da söylüyor. Bazı araştırmalar ayrıca, bu paketlenmiş gıdaların, özellikle tatlı olanların, beynin ödül sistemini ele geçirerek bağımlılık yapıcı bir etki yaratabileceğini öne sürüyor.

Aşırı işlenmiş gıdalar ile rahatlık arasındaki bağlantıyı aşmaya çalışan araştırmacılar, belirli gıdaların ruh halimizi nasıl ve neden etkilediğini anlamaya çalışıyorlar. Brothers’ın 60 yıl önce söylediği gibi bu yiyeceklerin kökleri çocukluğa kadar uzanıyor.
2025 yılında konuyla ilgili yapılan çalışmada, Pittsburgh Üniversitesi sosyologu Nick Rogers ve meslektaşları, rahatlatıcı yiyeceklerin neden bu kadar rahatlatıcı olduğunu tam olarak anlamak üzere görüşmeler gerçekleştirdiler. Demografik olarak çeşitli 27 katılımcının neredeyse tamamı, her biri birkaç farklı zamanda yaklaşık bir saat süren görüşmelerde, çocukken yedikleri belirli yemeklere duygusal bir bağ duyduklarını anlattılar.
Şaşırtmayacağı üzere bu yemekler kültüre göre değişiklik gösterdi. Bu deneyimler, yiyecekleri güzel zamanların, güvende ve sevildiğinizi hissetmenin anılarıyla doldurdu. Katılımcılar, yetişkin olduklarında yalnızlık dönemlerinde bu yiyeceklere yöneldiklerini söylediler.
Rogers’a göre “Rahatlatıcı yiyeceklerin, başka hiçbir şeyin tam olarak sağlayamayacağı bir şekilde, kendimizi güvende, mutlu ve bağlı hissetmemizi sağlama yeteneği var” gibi görünüyor.
Uzmanlara göre bu aslında bir şartlanma. Çünkü çoğu kültürde kutlamalar ya da kayıplar yemekle bağlantılıdır ve bu noktada anlam taşır. Kimi zaman bayramlarda büyük sofralar kurulur özel yemekler yapılır, kimi zamansa sevilen bir yakın kaybedildiğinde ardından yemekler ve tatlılar yapılır. Bunların hepsi özellikle küçük yaşlarda maruz kalındığında söz konusu yiyeceklerle bağ kurulmasına neden olur.
Tennessee Üniversitesinde lezzet bilimcisi olan ve rahatlatıcı yiyeceklerin bilimi hakkında bir makale yazan John Munafo, bunun, her birimizin rahatlatıcı bulduğu yiyeceklerin son derece kişisel olduğu ve psikolojik, kültürel ve fizyolojik faktörlerin bir kombinasyonundan kaynaklandığı anlamına geldiğini söylüyor.

Örneğin Amerikalılar için rahatlatıcı yemekler, daha çok keyif ve zevkle ilişkilendirilmiştir. Munafo’nun araştırmasında çikolatalı kek, vanilyalı dondurma, patates cipsi, patates püresi gibi yiyecekler bu anılarla ilişkilendirilmiş.
Türk kültürüne baktığımızda ise daha çok bayramlarda yenen ya da yapımı zor olduğu için daha az yapılan yiyecekler yer alıyor. Örneğin, illere göre değişmekle birlikte bu yiyecekler arasında zeytinyağlı yaprak sarma, tarhana çorbası, kavurma gibi yiyecekler yer alıyor.
Bayburt Üniversitesinden Dr. Arş. Gör. Zeynep Güngör’ün 2025 yılında yayınlanan araştırmasına göre Türk toplumundaki bireylerin rahatlatıcı yiyecekler hakkındaki görüşleri, rahatlatıcı yiyecek tüketme nedenleri ve bu yiyeceklerin toplumsal, kültürel ve duygusal anlamları ortaya koyulmuş.
Türkiye’nin 7 coğrafi bölgesinden 30 farklı katılımcı ile konuşulan araştırmadaki katılımcıların bir kısmı rahatlatıcı yiyecekleri, insanan ruhunu doyuran yiyecekler olarak tanımlarken, bazılarına göreyse bu yiyecekler duygusal denge sağlıyor. Katılımcıların çoğuna göre rahatlatıcı yiyeceklerin açlığı gidermekten ziyade güven, huzur ve içsel olarak rahatlama sağlayıcı yönleri bulunuyor.

Türkiye’deki katılımcıların cevaplarındaki rahatlatan yiyecekler arasında yoğunlukla verilen cevap annelerinin hazırladığı ve aile içinde yenen yemekler oluyor.
Katılımcıların bölgelerine göre cevapları değişmekle beraber, bayram sabahı yapılan kavurma, ve ev baklavası gibi yiyecekler başta yer alırken, yöresel olarak yapılan herle çorbası gibi daha spesifik cevapların yanı sıra su böreği, keşkek ve düğün pilavı gibi yiyecekler de sayılmış.


