1. Haberler
  2. Gündem
  3. Sokak çetelerine karşı MİT’ten özel birim

Sokak çetelerine karşı MİT’ten özel birim

Gazeteci Fatih Altaylı, 'devleti iyi bilen birinin' ifadelerini aktardığı yazısında, Milli İstihbarat Teşkilatı'nın yeni nesil çeteler için özel birim kurduğunu ve incelemeye aldığını yazdı. Altaylı, bugünkü yazısında 'devleti iyi bilen bir isimle ...

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Gazeteci Fatih Altaylı, ‘devleti iyi bilen birinin’ ifadelerini aktardığı yazısında, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın yeni nesil çeteler için özel birim kurduğunu ve incelemeye aldığını yazdı.

Altaylı, bugünkü yazısında ‘devleti iyi bilen bir isimle’ yaptığı sohbeti aktardı. Altaylı’nın aktardığına göre söz konusu isim, “Daha önce Milli İstihbarat Teşkilatı’nın içinde bu tarz organizasyonlara ilişkin bir yapılanma yoktu. Bunlar sadece Emniyet’in ilgi alanına bırakılmıştı. Şimdi ilk kez Milli İstihbarat bu tip sokak çetelerini, varoş yapılanmalarını izlemeye, incelemeye başladı. Devlet tüm kurumları ile bunların peşinde” dedi.

Altaylı’nın yazısı şöyle:

“Dün bir yemekte ‘Devlet’i iyi bildiğini düşündüğüm bir isimle beraberdik.

Birbirimizi yıllardır tanır, zaman zaman telefonda konuşur, ortak dostlar vasıtasıyla selam sabah yollardık ama hiç aynı masaya oturup sohbet etmemiştik.

PKK’nın fesih sürecinden Suriye’deki mevcut duruma, süreç sonrası Güneydoğu’da değişen yaşamdan İran ile İsrail arasında olan bitene pek çok konuda fikir jimnastiği yaptık, bilgi aldık, fikir paylaştık.

Konularımızdan biri de, Dalton’lar ve Casper’lar diye bildiğimiz ama bunlarla sınırlı olmadığını da tahmin ettiğimiz ‘gençlik çeteleri’ ya da sokak oluşumları idi.

Kendisine ‘Devletin nasıl olup da bu kadar büyüyen bir çeteleşmeyi görmediğini’ sorduk ve ‘Bilerek mi göz yumuldu’ demeye getirdik. Ben bu çetelerin Meksika, Brezilya ya da bazı orta Amerika ülkelerindeki oluşumlara benzediğini ve aynı sosyoekonomik kaynaktan beslendiğini söyledim ve bunun nasıl olup da gözden kaçtığını merak ettiğimi belirttim.

‘Tam da budur’ dedi. ‘Bunlar bu saydığın ülkelerdeki kartel oluşumlarına benziyor. Neredeyse aynılar ama aynı güce erişemeden fark edildiler’ dedi ve anlattı.

‘Devlet gücünü daha büyük meselelere dikmişti. PKK bağlantılı çeteler, uyuşturucu baronları, siyasi yönü de varmış gibi görünen suç organizasyonları, hatta yan yana gelmemesi gereken tanımları birleştiren bazı oluşumlar. Devletin organları bunlarla ilgilenirken, yanda gelişen bu çeteleri görmedi. Çünkü o tarafa bakmıyordu. Bunlar aslında yanlış kentleşmenin, kötü şehirleşmenin eseri. Mesela Esenyurt. İlk orayı sayabiliriz. Sonra Küçükçekmece’nin uç kesimleri, Bağcılar’ın, Esenler’in bazı bölgeleri. Anadolu yakasında gecekondudan bozma semtler. Bunlar buralarda oluşmaya başladı. Asıl kuluçka Esenyurt’tu. Devlet mekanizmaları terör bağlantılı kişilere, gruplara yoğunlaştı ve bunlar aradan sıyrıldı. Farkına varıldığında gecikilmişti ama baş edilemeyecek noktada değildi. Açık söyleyeyim bugün artık bu konu öncelikli hale geldi. Bunlarla çok ciddi mücadele ediliyor. İlk kez bu çeteler öncelikli ulusal güvenlik meselesi gibi ele alınmaya başlandı.’

Öncelikli ulusal güvenlik meselesinin ne anlama geldiğini sordum.

‘Daha önce Milli İstihbarat Teşkilatı’nın içinde bu tarz organizasyonlara ilişkin bir yapılanma yoktu. Bunlar sadece Emniyet’in ilgi alanına bırakılmıştı. Şimdi ilk kez Milli İstihbarat bu tip sokak çetelerini, varoş yapılanmalarını izlemeye, incelemeye başladı. Devlet tüm kurumları ile bunların peşinde.’

‘Peki, bunun sadece polisiye tedbirler ve istihbarat ile çözülmesi mümkün mü?’ dedim.

‘Olmadığı biliniyor. Az önce de söyledim. Asıl mesele kötü kentleşme ve ekonomik bozukluk. Esenyurt adını özellikle zikrettim. Bu bölge bugün tam bir felaket. Buraya bir günde gelinmedi. 1990’ların ortasından başlayan hatalar zincirinin sonucu. Devlet bu bölgelere girmekte zorlandı. Bugün önemli olan bu meselenin farkına varılmış olması.’

Devletin, geç de olsa, bu meselenin farkına varması önemli.

Çünkü farkında olmamak ya da önemsememek bazen çok büyük sorunların habercisi olabiliyor.

1970’lerin sonunda filizlenen, 1980’lerin başında artık organize olmaya başlayan PKK terörü konusunda Turgut Özal büyük bir aymazlık içindeydi.

Kendisine yapılan tüm uyarılara ‘Devlet üç beş çapulcudan mı korkacak’ diye yanıt veriyor, ‘Dağda gezen üç beş mekaplı’ diye meseleyi geçiştiriyordu. O üç beş mekaplı, sonunda, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük kalkışmasının alt yapısını oluşturdu ve Türkiye’ye 50 yıla, yüz milyarlarca dolara ve belki de ülkenin geleceğine mal oldu.

Bu hatanın tekrarlanmaması çok ama çok önemli.”

(ALINTI)

Sokak çetelerine karşı MİT’ten özel birim
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.